Başlangıç > Uncategorized > KIRK (40) DEMENİN ÖZÜ, GÖacZÜ, SÖZÜ…

KIRK (40) DEMENİN ÖZÜ, GÖacZÜ, SÖZÜ…


sevgili ari
kirklardan bahsederken kirklareli(!) unutulmus.
kuyuya atilan 40 akillinin cikaramadigi tas neden kuru da,sulutas degil.
sevgilerle.

Mehmet Ali Sulutas <mehmet.ali.sulutas@gmail.com> schrieb am 6:03 Dienstag, 24.Februar 2015:

KIRK (40) DEMENİN ÖZÜ, GÖZÜ, SÖZÜ…

“Kırklı yaşlarda, yaşamın gerisinde kaldığınızı duyumsarsınız. Artık, kimsenin dinlemediği türküler, okumadığı şiirleri dillendirirsiniz. Heyecanla okuduğunuz kitapların sayfaları sararmıştır. Altı çizili satırların mürekkebi ya kurumuştur ya nemlenmiştir…”

Kırk çok önemlidir. Ayrılıp buluşma, alışma, başlayıp bitirme sayısıdır o. Dünya ile merhabalaşıp hoş kal diyen herkes için 40 gün sayılır önce. Kırkı çıkan bebek yaşama alışmış demektir. Kırkı çıkan cenazenin yokluğuna artık alışılmıştır. Ayrılığın, alışmanın, başlamanın, bitirmenin sayısıdır 40. Masallarda düğünlerin 40 gün 40 gece sürmesi bir rastlmantı değildir. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır. 40 akıllı çıkaragamaz bir delinin kuyuya attığı kuru taşı. Söylencelerin bazılarında üçler, yediler, kırklar çıkar karşımıza. 40 sözün büyü yerine geçtiğbdi, 40 gün deli denilen birinin delireceği söylenirdi eskiden. Rüya, umut 40 güne kalmaz gerçeğe dönüşür. Ali Baba 40 haramisiyle (hırsızıyla) kazanır kötü ününü. (Bu nedenle, adımı Ali diye bilen yabancılara yazdığımda, iletimin sonunu şöyle bağlarım: Hırsızsız Ali Baba=Ali ‘Baba with no thieves’) 40 odalı sarayları olan masallarda, kötüler 40 katır – 40 satırla cezalandırılır. Dünya evine adım atan her çifte nasip olmayabilir, aynı yastığa 40 yıl baş koymak. Şair/Yazar “Hızır İle Kırk …” diye başlık atmışsa kitabına (betiğine), elbet ötelerden aldığı bir şey var…
Yunus Peygamber balık karnında 40 gün durmuş, söz orucunu 40 yıl tutmuş, tekkesine 40 yıl odun taşımış, Musa Peygamber Tur dağında 40 gün kalmış, Nuh Peygamber gemide, Derviş odada, Aslı Keremin külleri başında 40 gün 40 gece beklemişler. Kapı, kale, gönül almak için 40 yiğitle 40 gün dil dökmek gerekirmiş; anlaşılmadığında 40 kez anlatırız. Kibrit kutusunda, “ortalama 40 çöp” yazar da hiç kimsenin ilgisini çekmez…
Yaşamda, 40 saat, 40 gün, 40 ay gibi 40 yıl da önemlidir, yolun yarısı demektir; şair zamanında 35 yaş demiş olsa da. 40 yaş, hem geçmişe, hem geleceğe eşit uzaklıkta bir durak gibidir. “Dalgası eksik olmayan dünya sahilinde, geride bıraktığınızı düşündüğünüz iz, kum üzerine yazdıklarınız, var ile yok arasında karışır sonsuzluk denizine. Yürürken hiç iz bırakmadığınızı anlamaya başlarsınız 40’lı yaş basamaklarına geldiğinizde…” der yazar. “Kemale ermek, biraz da güneşin batışa doğru yöneldiğinin farkına varmaktır. 40’lı yaşlara ulaştığınızda, doğumunu dün gibi anımsadığınız çocuklarınız çoktan gençlik eşiğine varmıştır. Ana-babanız koşularını bitirmiş birer ihtiyardır. Dostlarınız daha sık söylemeye başlar saçınızın, sakalınızın aklaştığını. Aynalar sizi her sabah başka bir yabancı gibi karşılamaya başlar. Her şeyi bırakıp gidecek olan bir yolunun zorunluluğu, çaresizliği, ayrılık sancısı gibi oturmuştur içinize de, arada bir yutkunur diyemezsiniz. ‘Nasılınız?’ diye sorulduğunda, gülümseme yerine, ‘Şükür olsun, yürüyebiliyor, su içebiliyorum,’ dökülür dilinizden. Yaşlanmak, biraz da yeni ağrılarla uyanmaktır her sabah…” 23.2.2015

(H. Kaya’nın ‘Semerkand’ dergisi Eylül 2014 sayısında çıkan “KIRK’A DAİR”den esinlenildi…)

Reklamlar
Kategoriler:Uncategorized
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: