Başlangıç > Uncategorized > DÜNYA EDEBİYATI BİLGAMEŞ/GILGAMIŞ İLE BAŞLAR

DÜNYA EDEBİYATI BİLGAMEŞ/GILGAMIŞ İLE BAŞLAR


DÜNYA EDEBİYATI BİLGAMEŞ/GILGAMIŞ İLE BAŞLAR

Son bulgulara göre, “Sümerler Türktür!..” diyebiliyorsak, “Tarih Türklerle başlar!..” da diyebiliriz. Dahası, “Dünyada Edebiyat Bilgameş/Gılgamış Destanı İle Başlar” da diyebiliriz. İşte bu savın kısa öyküsü:

Orta Asya’dan Balkanlara kadar geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun, kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip simgeleştirdiği, baharı karşılayıp kutlama gündür. Yaşadığı coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz Bayramı’nın Anadolu’da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü, zengin bir geçmişi vardır. Yeni gün anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarım kürede başta Türkler olmak üzere birçok toplulukça yılbaşı diye kutlanır.

Türkler ve Doğu halkları “Yeni Yıl”ı ve “Kurban Bayramı”nı kutlayıp bunları ulusal bayram olarak kabul etmektedirler. Bu yaklaşım, ilginç bir tarih gerçeğine dayanmaktadır. Bu bayramlar bizim "Hun" boyundan kalan uygarlığımızdır. Bugüne dek edebiyatta, basında bu bayramlar son dönemlere tarihlenerek, Cemşit’in tahta çıkmasına, İslâm diniyle ilgili olan olaylara bağlanmaktadır.

Bütün bu düşünceler gerçek dışıdır, bilim dayanağından yoksundur. Sümer uygarlığı, gelenek görenekleri, yaşam biçimleri, içlek/tinsel dünyaları. ile gerçek ortaya çıkmaktadır. Araştırmacıların kabul ettiği gibi Sümer’de türlü ilişkiler, dünya görüşleriyle bağlı olan birçok kutlama, yeni yıl, kurban, ant içme gibi bayramlar mevcuttur. Bunlar âdet olduğu üzere mutlu bir şekilde önemli tarihî olayları anma, âdetleri yaşama gibi amaçlar taşıyordu. Bayram günlerinde bütün şehir insanlarla dolar, geceleri yer gök, musiki sedaları ile her tarafa yayılırdı. Bu bayram şenlikleri kâh bol mahsul, kâh özellikle tanrıların hayatına ait olay ve durumlara da bağlı olurmuş. Bayramlara iştirak etmek, lezzetli yemekler yemek ve içmek için tanrılar da toplanıp gelirlermiş…

Alman bilimci Evelin Klenkel demiş: "En büyük ve en gerekli olanı yeni yıl bayramı idi. O, ülkenin bütün hayatı için önem taşırdı. Bu bayram sadece insanların birbirleriyle dost olarak görüşmeleri için değildi. Babilliler’in düşüncesine göre bu bayram, devletlerinin varlığı için son derece büyük bir önemi vardı. Eğer yeni yıl şenliği savaşta, düşman saldırısı, hükümdarın olmamasından dolayı kutlanamazsa bu bütün halk tarafından büyük uğursuzluk sayılırdı. Bayram ülkenin her yerinde kutlanırdı. En büyüğü ise Babilistan’da yapılırdı" (Putişestvie v Devney Uavilon, Moskova, s. 179).

Alimlerin fikirleri de bu gerçeği onaylamaktadır: "Yeni yıl bayramı Mart’ta, ayın 1’i ile 11’i (Nisan yağmurları zamanı) arasında geçirilir, yeni yılda, bütün doğa uyanır, kışın bitmesinden sonra her yerde canlanma ve yeni bir hayat başlar. Bayram kutlamasının merkezi Marduk tapınağıydı. Yeni yılın başındaki ilk günü baş kâhin müeyyen eder, yıldızları müşahede ile hemin vakti eşitler ve sonra sihirli sohbet başlardı. Akşam Marduk’un heykeli önünde kainatın yaratılması için birlikte destan okunur ve muvafık dramatik sahneler gösterilirdi. Basit bir ibadet, dua okuma ve kurban vermeden sonra, bayramın beşinci günü kâhin – sihirbaz günahlardan temizlenme geleneğini icra ederdi. Aşçı koyun keser, etini döver, sihirbaz ise hayvanın kanını mabedin duvarlarına serperdi" (Age, s. 179). Sümerlerde Babilistan’da yeni yılın başındaki gün ve yılın ay ve günleri çok dakik hesaplanırdı: "Nazarî olarak takvim ilk 360 günden meydana gelmiş, 12 ay ve her ay 30 gün olmakla, yeni yılın ilk günü 1 Mayıs gece ve gündüzün eşit olduğu yaz günü idi. Elbette, hayatta bu ideal takvim sürekli bozulurdu. Yeni yılın başlangıcı karşılanırdı. vaktin geçmesi gerekirdi ki yılın başlangıcına gece ile gündüzün eşit olduğu yaz gününe geçilsin." (J. Y. Kloçkov, Duhovnya Kultura Uavilonü, Sudba Vremya, Moskova, 1983, s. 12).

Sümerlerde kutlanan ve âdet halini almış olan bütün bayram şenlikleri tesadüfi değildir. Her birinin yapılış tarihi, esası ve sebebi elbette ki vardı. "Gılgamış destanında halkımızın bu eski âdet ananelerine saygı ve ihtiramla yaklaşılmıştır. Şimdi ise bizde meşhur olan "Nevruz" bayramı, "yeni yıl", "yeni gün", "yazın ilk günü", "bahar bayramı" şeklinde icra edilir. Destanda bu bayram şenliği benzetme şeklinde kutlanırmış. Bereket remzi gibi bilinirdi. Bu manada Gılgamış’ın tanrı Utnapişti ile görüşüp konuştuğu sahne büyük bir dikkat celbeder. Ubar Tuntu’nun oğlu Dede Utnapişti tanrılardan öç almasının sırlarından insanlara hizmete müdrik işler gördüğü vb. konulardan sohbet açılır; cömertliği, mertliğiyle insanları hayran bıraktığından der ki, (bkz E. Reklyu, çelovek i Zemlya, cilt 1, 1906, s. 488): “Şehir sakinlerine güzel bir öküz kestim, / Her gün âdetim idi mutlaka koyun keserdim. Çay suyu kadar halka doyunca şarap verdim. / Meyve şırası, şerbet içirdiler o ki, var / Yeniyı1 şenliği tek keyif geçiyordu insanlar."

Mehmet Ali Sulutaş, Mersin 22 Mart 2015

Reklamlar
Kategoriler:Uncategorized
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: