Başlangıç > Uncategorized > SEÇİM – GEÇİM

SEÇİM – GEÇİM


SEÇİMLERDEN BİR SEÇİM

1946’dan önceki yıllarda tek CHP yönetimi vardı DP kurulduktan sonra 1946’da %80 oranında oy alan CHP %39.4’e geriledi. Aynı seçimde Millet Partisi (MP) %3.1, bağımsızlar da %4.8 oy aldı. 1954 seçimlerinde DP oylarını biraz daha artırarak %57.6’ya ulaşırken CHP %35.4’e geriledi. Aynı seçimde Cumhuriyetçi Millet Partisi(CMP) %4.9, bağımsızlar %1.5 oranında oy aldı. 1957 ise DP oylarının gerilediği seçim oldu. Yüzde 47.9 oranında oy alan DP’yi yüzde 41’le CHP izledi. Aynı seçimde CMP %7.1 oy olarken HP %3.9 oranında oy aldı. Şimdi Türkiye’de 20’den fazla siyasi parti var. Şimdi Türkiye’de ihracat ve turizm pazarını vuran AKP İktidarıdır!.. AKP, 12 yıl düşük kur yüksek faiz politikasına, sıcak para girişine, dış borca, özelleştirme gelirlerine, yüksek dolaylı vergilere dayalı üretimden kopuk bir ekonomi politikası yürüttü. bizimbakis.com/kose-yazisi/71/turkiyenin-ihracat-ve-turizm-pazarini-vuran-akp-iktidari.html .7 Mayıs 2015 Perşembe günkü Hürriyet Gazetesi’ndeki ”AKKUYU DEVLET SIRRI” başlığıyla bir haber ortalığı sarsmaya yetti. Türkiye-Rusya işbirliğinde Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli köyü kıyısında yapımı üren nükleer santralı ile ilgili UAEA’nın son raporunu Türkiye Enerji Bakanlığı, ayak sürüyüp Mersin 1. İdare Mahkemesi’ne vermedi…

Taşucu Eğitim ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı Başkanı Arslan Eyce açıklamasında; Akkuyu Nükleer Santralı’yla ilgili ‘Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın Akkuyu Nükleer Santral’ında gördükleri önemli eksiklerle ilgili raporunu Enerji Bakanlığı’na göndermiştir. Ancak Mersin 1. İdare Mahkemesi’nde görülmekte olan davada Mahkeme Akkuyu ile ilgili bu raporu Enerji Bakanlığı’ndan istemiş olmasına rağmen, Bakanlık mahkemeye vermemiştir.

Düşüncesini açıklayan Vakıf Başkanı Arslan Eyce, Akkuyu Nükleer Santralı’nın Akdeniz turizmi, tarımı, balıkçılığı ve insan sağlığı için büyük tehlike yaratacağını, 1976’dan bu yana söylediğini ifade edip, “Güneş çağında Akkuyu Nükleer Santralı’nın bedeli 22 milyar dolar olduğunu oysa beş milyar dolar ile aynı güçte güneş enerjisi elde edileceğini” uzmanların açıkladığını belirtip, çalışmanın güneş enerjisine dönüşeceğine inandığını söyledi.

Ülke son 12 yılda istikrarı yakaladı” derken, yıldırma girişimlerinden söz edilmiyor. CB, yanlış yönlendiriliyor. “Milletin tarafındayım”, kurtarmaz RTE’yi yargılanmaktan. CB seçildi diye parti başkanı olma yetkisi verilmedi. Adalet dağıtması gereken AKP, torba ile yiyecek dağıtıyor sadece. Geçenlerde, “İsteğiniz üzerine olağanüstü hali kaldırdık!..” demesi doğru değil. Bilinmeyeni arama motoru yanıtlıyor. Bilinen, o yasağın 19.6.2002’de son kez uzatılarak 30.11.2002’de kendiliğinden kalkmış olduğudur. Söz, geri dönmeyendir.

Oysa AKP hükümeti 18.11.2002’de kurulmuştu. Sıra, bazı seçimlerden örnekler vermekte:

14 Mayıs 1950 Seçimleri: “Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.” (Eflatun, 2400+ yıl önce) Türkiye’de çok partili demokratik yapının oluşum sürecinde CHP tek parti yönetimine karşı tavır alan muhalif unsurların belirgini çerçevede kalmaya özen göstereni DP hareketi, Türkiye’de demokrasiyi, halk katının beklentilerini, aydınların özlemlerini harmanlayıp bir anlayış belirlemeye çalıştı. (…)

14 Mayıs ve getirdiği demokratik felsefe, Türkiye’nin üzerinden bir yorganı kaldırmış, II. Dünya Savaşı sonrasında ülkenin nasıl fukara, harap ve imkânlardan mahrum olduğu gerçeğini de ortaya koymuştur. 14 Mayıs hareketinin temel ilkeleri, hiçbir ayırım gözetmeksizin halka saygı, onu irade sahibi kılma, onun iradesine saygı gösterme ve halkın her alanda ufkunu açma olarak özetlenebilir. Mustafa K. Atatürk, İsmet İnönü, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, (CHP) Turgut Özal (ANAP), Celal Bayar, Adnan Menderes, Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan (DP), Ragıp Gümüşpala (AP), Ahmet Tuna (DYP) gibi tüm toprak olanlara rahmet dileriz…

Hulki Cevizoğlu yazmış, Yeniçağ’da “TUZAĞA DİKKAT!” başlığı altında: Dikkati çekmeyen bir tuzak var ortada. Tehlike şu: "Yazlıkta verdiğiniz oy, yaşadığınız yerdeki oyla aynı değil!.." Örneğin, büyük kentlerden Bodrum, Marmaris gibi tatil yörelerine gittiniz. Ve gerekenleri yaparak oyunuzu orada kullandınız. Ortaya şöyle bir gerçek çıkıyor: (…)

Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan yazmış, “SEÇİM NASIL KAZANILIR” başlığıyla: Bu yıllar Türkiye ile Türkler yeryüzünde neredeyse istenmeyen bir ülke, benimsenmeyen bir ulus konumundadır.

Bu konuma geliş Avrupa ile Osmanlı arasında geçmişin derinliklerinde yatan kin, öç alma, ürkme duygularına dayanır. Osmanlıyı yok etmek için oluşturulan kurgunun temeli 13cü yüzyıla dayanır. Güzel bir deyim vardır “Geçmişini unutanlar, geçmişlerini yaşarlar”. O nedenle, her Cumhuriyetçi Türk, özellikle 18, 19, 20 ci yüzyıllardaki gelişmeleri bilmelidir. Çünkü 1945’den beri bu yüzyıllardaki olaylar hızlandırılmış biçimde yaşanmaktadır.

Mersin ST Birliği’nin (MSTB) Seçimle İlgili Önerileri: MV adayı özellikleri:

1 – MV adayları partiye kayıtlı üyelerce ön seçimle belirlenmeli. 2 – Hiçbir ilde kontenjan adayı konulmamalı. 3 – Aday belirlemesi il, ilçe ve beldedeki sivil toplum örgütleriyle eşgüdümde yapılmalı.

4- Adaylar en az 1/3 kadın, 1/3 genç olmalı, değişik meslek türlerini kapsamalı. 5 – Belirlenecek adayın meslek, iş ve özel yaşamı ayıplı (şaibeli) olmamalı. 6 – Aday, halk önünde adil sorgulanmalı. 7- Aday, yerel, ulusal ve küresel sorunlara duyarlı olmalı. 8 – Adayın kesinleşmiş yüz kızartıcı suçtan cezası olmamalı. (Dokunulmazlıkla cezadan kurtulmamalıdır) Prof. Dr. Coşkun Özdemiryazıp, “SEÇİMLERE DOĞRU” başlıklı bir yazısında, “2002 seçimlerinde 10 milyon oyu geçersiz kılarak büyük bir temsil adaletsizliği yarattığını anlıyor mu? Türkiye’nin en iyi okullarına sadece varlıklı sınıf çocuklarının devam edebildiği gerçeğini sorgulu biliyor mu? Son yıllar içersinde toplumsal çözülmenin bir sonucu olarak hırsızlık, kapkaç, yolsuzlukların, kadınlara yönelik şiddetin büyük bir artış gösterdiğinin farkında mı? Meclise girmesi olası bugünün muhalefet partileri CHP ve MHP’nin sağlık, eğitim programlarını merak ediyor mu Türk vatandaşı? (…) demiş. Felâket, “Ge-li-yooor!..” gibi…

BB ve CB, hep söylemekte “HDP seçim barajını aşamayacak” gerçekleşebilir de. Az olasılık olsa da, ben derim ki ‘AKP bu kez baraj altında kalacak!.. “Boyunları altlarında kalsın!..” diyen olsa da… Sayın Mustafa Nevruz Sınacı deyimiyle: “OY emanettir OYUN’a gelmeyin: Emanete hıyanet etmeyin!..” Açıklama yapan değerli komşumun başka sözü var: Emanet” ne demek iyi bilmek gerek. N’olduğunu bilmeyen, kolayca bedhah (gizli düşman) olabilir. Kötü davrananlarca sağlanacak, çok basit çıkarlar (makam-mevki) v.s. karşılığında, paralize işbirlikçilere dönüşüp, gaflet, dalâlet, ihanet ehlinin kirli emellerine alet olabilirler. Vatandaş Emaneti: Mustafa Kemal ATA-TÜRK açısından baktığımızda: Mutlak fazilet, hak, adalet, özgürlük/güvenlik, demokrasi, lâiklik, devlet ve tam bağımsızlık anlamına gelen Cumhuriyet; milli birlik/bütünlük, keder, kıvanç ve kaderde beraberlik; Sarsılmaz, bölünmez, parçalanmaz Devlet/Bayrak/Toprak; Milli, ilmi, maddî-manevî, sanat ve kültür değerlerimiz; Haksızlık, yolsuzluk, sömürü ve zulme karşı direnç, daimi zindelik ve icabında milli refleks; dönme, devşirme, hain, vatanı bölmeye çalışan zalim ve milli birliği bozan fesat odakları ile nifak tohumlarına karşı hassasiyet; milli simsar, din/dil tüccarlarına, Türkiye’yi yok etmeye adanmış etki ajanı ihanet şebekeleriyle menfur teröristlere yardım ve yataklık edenlere karşı hadlerini bildirmek; adaleti, ahlâkı ve hukuku emanettir…

Koruma, millet ve devleti kollama aracı olan “Namus, Şeref” anlamı taşıyan oyları, bu

ilke ve değerlere uygun adaylara, partilere kullanmaya özen göstermeli. Öngörü yoksunu, bilinçsiz, beyinleri körelmiş zavallı, çıkarcı cahiller Türk milleti, TC için en büyük tehlikedir. Çünkü: Türk milleti, tarih, kültür ve medeniyetinin varisi; Türkiye Cumhuriyetine yurttaşlık bağı ile bağlı her vatandaş “emaneti korumakla” görevli, yaşatılmasına mükelleftir. Vakti zamanı gelince şimşek olup düşmanın başına çökmek, hançer olup yüreğini deşmek ve her ne pahasına olursa olsun “devleti ve milleti” korumak emanettir. Emanet, Adalet, Dalâlet ve Milli Muhafaza: Gelenek ve gerçek bağlamında Milli emanetler ve manevi mukaddeslerin muhafaza ve payidarı; “İnsan hakları, adalet, demokrasi, eşitlik ve hukukun vazgeçilmez unsuru” kitle partilerine ait görevdir. Başta kadim “medeni siyaset” olmak üzere Şûra geleneği, Milli Meclis oluşumunda mutlaka milletin hür iradesinin temsili şart idi. (…)

“Bir oy ile ne olur ki!” deme!.. Unutma ki; “Bir çivi nal, nal bir at, at bir komutandu, komutan bir ordu, ordu koca bir ülke kurtarır… “ Nice seçimlere sağlık içinde erişmek dileğimle, heyamola, alalım şimdi de bir kısa MOLA!..

M. Ali Sulutaş / Duyarlı Yurttaş, MBA (Ott. U.), İktisat (İst. Ü.), 14 Mayıs 2015 Perşembe

(İlk Demokratik Seçimin Yıldönümü)

du

Reklamlar
Kategoriler:Uncategorized
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: