Anasayfa > Uncategorized > DEĞERLİ KÜBA DOSTLARI:

DEĞERLİ KÜBA DOSTLARI:


DEĞERLİ KÜBA DOSTLARI:

Geçtiğimiz günlerde 89. doğum gününü kutlayan, efsane önder Fidel Castro’ya ABD Başkanı Obama’dan bir kıyak davranış oldu: Küba’da ABD Büyükelçiliği açıldı. Küba Devrimi’nin efsane önderi Fidel Castro’nun Granma Gazetesi’yle Küba’nın öteki yayın organlarında yayımlanmak üzere yazdığı makaleyi Ak Şakacı Dr. Erdal Akalın yaklaşımıyla paylaşıyoruz:

(Yıllar önce, Türkiye’nin her yerinden katılımlı İstanbul’da başlayıp biten bir Küba gezisine katıldığımı, güven üzerine gezi ücretimi üç gün sonra zor kullanıp, Havana’da kredi kartımla ödediğimi, o geziden en güzel kazanımın Antalyalı dost olduğunu da özellikle belirteyim…)

Gerçek ve Hayaller: Yazmak, faydalı olmanın bir yoludur. İnsanlığın çektiği acı ve hepimizi çevreleyen inanılmaz kayıtsızlık ve görmezden gelme karşısında türümüzün daha iyi ve daha derin eğitime sahip olması gerektiğini düşünebiliriz. Bunun tek istisnası, araştırmalarında tatmin edici yanıtlar bulmaya çalışan bilim insanlarıdır. Onların dışındaki insanlık için bir kelime, birkaç harfte sonsuz bir içerik barındırır.Hepimiz gençliğimizde Einstein’ın adını duymuşuzdur. Japonya ile ABD arasındaki vahşi ve sınırsız savaşa son veren, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının haberi kulağımıza çalınmıştır. ABD’nin Pearl Harbor üssüne saldırı sonrası başlayan savaş, o bombaların atılmasıyla sona erdi. Japon İmparatorluğu ise çoktan yenilmişti. Kendi toprakları ve sanayisi savaştan uzak kalan ABD, dünyanın en zengin ve en silahlı gücü haline geldi. Karşısında ise yerle bir edilmiş, cesetler, yaralılar ve açlarla kaplanmış bir dünya vardı. Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti, toplamda 50 milyon insanını kaybetmiş, büyük bir yıkıma uğramıştı. Dünyanın neredeyse bütün altını ABD’nin kasalarına dolduruldu. Bugünkü hesaplara göre ABD’nin altın rezervleri 8 bin 135 tona ulaşmış.

Bunun yanında ABD, Bretton Woods anlaşmasını paramparça ederek, tek taraflı bir şekilde parasının altın karşılığını sağlamayacağını da ilan etti. Nixon tarafından alınan bu tutum, Franklin D. Roosevelt’in üzerinde anlaştığı ve imzasını sunduğu sözleşmeleri yerle bir etti. Bu konunun uzmanlarının çoğunluğunun görüşüne göre bu tutum, bir dizi krizin temelini oluşturdu ve ABD’nin kendi ekonomik modeli için bile yıkım tehdidi oluşturmaya başladı.

Diğer yandan ABD, Küba’ya verdiği büyük zararın ve milyarlara eşdeğer tazminatını halen bize borçlu. Küba bu verileri, tartışmasız istatistik ve belgelerle BM’ye birkaç kez sundu. Ama borç ortada durup durmakta…

Küba Hükümeti ve Komünist Partisi tutumu tüm açıklığıyla dile getirdi. En iyi niyetlerle ve iyimserlikle, dünya küresinin bu yanının ülkelerinin barış içinde yaşaması, insanlığın parçasını oluşturan halklarımızın birlikteliği ve bu sayede evrende bize düşen mütevazı alanda insanlığımızın tür olarak hayatta kalmasına destek sunmak istiyoruz. Bu temelde barış ve tüm insanların iyiliği ve mutluluğu için mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Ten renkleri ne olursa olsun, gezegenimizin hangi ülkede yaşarsa yaşasın, tüm insanların hayatı, mutluluğu, inanç ya da inançsızlık hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz. Tüm vatandaşlarımızın sağlık, eğitim, iş, beslenme, güvenlik, kültür, bilim, geçinme ve mutluluk hakkı; diğer bir deyişle mücadelemize başlarken ilan ettiğimiz tüm haklar ve hayallerimizin temelindeki adalet ve eşitliğin ekleyeceği tüm haklar; gezegenimizin yaşayanlarının tümüne bunları diliyorum. Kısmen ya da bütünüyle aynı düşüncelerle vaftiz olan, aynı yönde ama çok daha ileri fikirleri savunan tüm sevgili vatandaşlarıma, vatanseverlere teşekkürler ediyorum. 13.8.2015José Martí, Küba Dostluk Derneği istanbul; facebook.com/kubadostluk.jmkdd aracılığıyla, Mahiye Morgül paylaşımıyla ulaşan bilgileri, Atatürk ile üleşmekten kıvanırım:

Alttaki yazı da cabası:

KAYBOLAN YILLAR VEYA HAYATI TERSTEN YAŞAMAK!..

Gündem değil sadece, yaşamımızda kargaşaya girdi! Bir tarafta azan terör ve güvenlik güçlerimizden hemen her gün birkaç şehit tablosu! Diğer tarafta ise uzmanların uyarıları; “Ekonomik göstergeler iyice bozuluyor!” Son gelişme ise Ak Saray’ın Ustasının söylemi; “Sistem değişmiştir”! Ve bu değişimden haberi bile olmayan yargı, bürokrasi ve en önemlisi de anayasa! Bu kargaşa sonrası yaşamın keyfi kaçarken, kişisel arayışlar da başlıyor. Kendi adıma söylendim; “Acaba ‘Kaybolan Yıllarım’ şarkısını mı mırıldansam derken, yanıtı merhum usta Can Yücel’den aldım; “Hayatı Tersten Yaşamak” diyordu büyük ozan.

İşte bu yazı bu arayışın sonucudur ki, geçen on üç yılın ardından kişiye özel bir arayıştır;

“Hayatı Tersten Yaşamak! Yaşamın en tatsız tarafı sona erişidir…

Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı? Cami’de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…

Altmışlı yaşlara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz ve
genel müdürlük gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. Herkes karsınızda el pençe divan… Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade aman ne güzel günler başlıyor derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.

Bu arada babanız ortaya çıkmış, ‘fazla çalıştın’ diyor ‘artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun.’ Keyfe bakar mısınız? Okuduğunuz dersler kolay. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık…

Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, ‘evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna’ diyorlar. Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü süz, patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Veee, en güzeli de: Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatınız bitiyor…” Ha, bu arada sizi yaşama tersten başlatmak için iteleyen gelişmelerin, aslında iktidarı tek başına yürütmek denilen otokratik bir karar olmasının da artık önemi de kalmamıştır!.. E. Akalın (17.8.2015)

Reklamlar
Kategoriler:Uncategorized
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: