Anasayfa > Uncategorized > MAS: Yaşam Öyküsü’nden bir sayfa…

MAS: Yaşam Öyküsü’nden bir sayfa…


ÇOCUKLUK ANILARI: DAYIMIN TOKATI, TAHTALI KÖPRÜ

1940’lı Yıllar: Sabahın köründe koyulmuşuz yola, Şeyhömer (Şohmur) köyünden Silifke’ye doğru. Evinin bulunduğu Gölalanı’nda Ömer Ali Çavuş dayı ile buluştuk.(Taşucu YO Öğretim üyesi İshak Kozak’ın dedesi) Pazar denilen Gülnar’da yolcu edecek bizi ki, bir Cuma sabahı olmalıydı. Ben hemen geçtim dayımın arkasına, at terkisine. Kaşları gür, delikanlı dayımız nereden bilsin ki, “çocukluğumda her gecenin sabahı, kirpiklerimin göz kapaklarımı dövmekten yorulduğunu.” Nasıl anlamalıydım, uyuklamam sonucu onun dengesini bozduğumu. Dayımız, ‘cennetten çıkma’ -denirdi- bir tokat aşk etti ki, gözlerim ‘fal taşı’ gibi açıldı, ne uyku kaldı ne bir şey. Gece de alaca karanlıktan kurtuluyor ortalık aydınlanıyordu. Keyif çattığım bu kadardı, gerisini anımsamam…

Bir başka anımsamam: Gülnar’da Orta çarşıda, anamız dedi ki Hüseyin ağabeyimle bana (erkek karşısına çıkmaktan izirap ettiğinden=utandığından): “Gidin, ama yol sonunda tahtalı köprüde buluşalım, emi!..” (Bugünkü Öğretmenevi’nin) ön yanındaydı bu uyduruk tahta köprü. Küçük olduğum için ‘borum ötmezdi’; “Yol büyüğün” olduğu öğretildiğinden sesimi çıkaramadım. Anayı yitirdiğimizi anımsıyor, ağlıyordum. Hüseyin Ağabey böyle anımsasa da umursamıyorum; sanıyordu ki, daha ileride, büklümdeki uyduruk tahta köprü…

Sora sora, önde olduğumuzu bilen anamızın, sesini duyunca dünyalar bizim oldu. Yoruldu- ğumuzdan, Kayrak’ta gecelemek yerine biraz ötede Anaypazarı’ndaki altı kahvehane olan bir tanıdıkta geceledik. 2011’de Mersin’de öğrendim ki, şimdilerde ormanla kaplı evin bir torunu eniştemiz olmuş. “Bak şu Allah’ın işine…” Çocukluk arkadaşım, hukukumuz olan ‘TRT’den emekli, rahmetli, Silifkeli Cevat Taylan sözü bu…

Anımsamalar Peşpeşe: Gülnar’a Batıdan girişte yol kuzeyinde demirciler sıralıydı. ’40’lı yıllarda, ırado denen radyolar, damlara kurulan pervanelerle dolan aküyle/pille çalışırdı. Hoş, bu kalıntılar yok, aküler/piller, dolu geliyor artık ya. O 40’lı yıllarda henüz elektrik olmadığından, kalıcı olmadığım gerekçesiyle, çektiğim fotoğraflar Silifke’de sonuçlanırdı. Cami ve minaresi o yıllarda yapılmıştı da iskeleyi sökmek çok uzamıştı. Rahmetli Süleyman Ağabeyim bile devreye girmişti. “Vabis. Fargo, Chevrolet” marka kamyonlar görülüyordu. Hancı Kerim de Anamur-Gülnar-Silifke-Mersin arasında taşımacılığa başlamıştı bir ‘Vabis’ marka kamyonla, bazen oğlu, direksiyona geçerek. Silifke-Mersin arasında, otobüs seferleri başladı, radyo anteni taşa bağlı yerde sürünerek. Sonra,’50’lerde Erden Otobüsleri tarifeli seferleri başladı, Şahin Tezcan’lı. Birinde Süleyman Abi, okula dönerken denk geldiydi de, ayaklarımı yerden kesmişti, boynumdan tutup beni kaldırınca, yanaklarımdan öpmek için…

Reklamlar
Kategoriler:Uncategorized
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: